Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Prof. Dr. Zeybek: Füzeler depremleri tetikleyici unsur olabilir ancak deprem meydana getiremez

Prof. Dr. Zeybek: Füzeler depremleri tetikleyici unsur olabilir ancak deprem meydana getiremez

Haber Giriş Tarihi: 16.03.2026 10:51
Haber Güncellenme Tarihi: 16.03.2026 10:51
Kaynak: DHA
Prof. Dr. Zeybek: Füzeler depremleri tetikleyici unsur olabilir ancak deprem meydana getiremez

Berkay YILDIZ/SAMSUN, (DHA)- SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden (OMÜ) Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, savaşlarda kullanılan füzelerin bazı durumlarda tetikleyici bir unsur olabileceğini belirterek “Füzeler belirli ölçüde sarsıntı oluşturabilir. Ancak bu sarsıntıların büyük depremler meydana getirdiğini söylemek doğru değildir. Çünkü depremlerin kaynağı tamamen yerin iç dinamiklerine bağlıdır. Yerin içerisinde, özellikle yer kabuğunda zamanla biriken enerjinin yer kabuğunun karşı koyma gücünü aşmasıyla kırılmalar meydana gelir ve bu kırılmalar deprem olarak ortaya çıkar. Bu nedenle bu tür bombalamaların doğrudan deprem oluşturduğunu söylemek bilimsel olarak doğru değildir” dedi.

OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Coğrafya Bölümü, Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı Uzmanı Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, güncel savaş durumunda kullanılan büyük çaptaki füzelerin depremleri tetikleyebileceğini ancak büyük bir deprem yaşatamayacağını söyledi. Bu füzelerin oluşturdukları sarsıntıların sınırlı etkilere sahip olduklarını söyleyen Prof. Dr. Zeybek, “Bu tür füzeler depremi tetikleyici olabilir. Ancak bu durum, füzelerin ya da bombalamaların doğrudan deprem ürettiği anlamına gelmez. Oluşturdukları sarsıntılar sınırlı etkilere sahiptir ve büyük depremleri meydana getirecek bir mekanizma olarak değerlendirilmez. Bu nedenle bu füzelerin doğrudan deprem üreteceğini beklemiyoruz” diye konuştu.

‘DEPREMLERİN KAYNAKLARI YERİN İÇİDİR’

Kullanılan füzelerin herhangi büyük bir deprem tedirginliği yaşatmayacağını söyleyen Prof. Dr. Zeybek, “Güncel olarak savaş durumlarında kullanılan füzeler belirli ölçüde sarsıntı oluşturabilir. Ancak bu sarsıntıların büyük depremler meydana getirdiğini söylemek doğru değildir. Çünkü depremlerin kaynağı tamamen yerin iç dinamiklerine bağlıdır. Yerin içerisinde, özellikle yer kabuğunda zamanla biriken enerjinin yer kabuğunun karşı koyma gücünü aşmasıyla kırılmalar meydana gelir ve bu kırılmalar deprem olarak ortaya çıkar. Bu nedenle bu tür bombalamaların doğrudan deprem oluşturduğunu söylemek bilimsel olarak doğru değildir. Depremlerin kaynakları genel olarak bellidir. Yer kabuğunda bulunan fayların hareket etmesi ve bu faylarda meydana gelen kırılmalar depremlerin en yaygın nedenidir. Bunun dışında volkanik faaliyetler sırasında da sarsıntılar ortaya çıkabilir ve yer kabuğunun bazı bölümlerinde kırılmalar meydana gelebilir. Ayrıca karstik sahalarda yer altındaki boşlukların çökmesi sonucunda karstik çökmeler oluşabilir ve bu çökmeler de yerel ölçekte depremlere yol açabilir. Bu nedenle depremler temelde yer kabuğunda gerçekleşen doğal jeolojik süreçlerin bir sonucudur” ifadelerini kullandı.

‘KARADENİZ TABANINDAKİ FAYLARIN 7’NİN ÜZERİNDE DEPREMLER ÜRETMESİNİ BEKLEMİYORUZ’

Yakın zamanda Tokat’ın Niksar ilçesinde meydana gelen depremi ve Karadeniz’in deprem risklerini değerlendiren Prof. Dr. Zeybek, şöyle konuştu:

“Karadeniz tabanında 5-6 büyüklüğünde deprem üretebilecek faylar bulunuyor. Ancak Niksar’da meydana gelen depremin bu faylarla bir ilişkisi yok. Bu deprem tamamen Kuzey Anadolu fay zonu üzerinde gerçekleşmiş bir deprem. Bununla birlikte Karadeniz tabanındaki faylar 5-6 büyüklüğünde deprem üretebildiği için kıyı yerleşimlerinde yer seçimine ve yapılaşmaya dikkat etmek gerekir. Karadeniz tabanındaki fayların 7’nin üzerinde çok büyük ve yıkıcı depremler üretmesini beklemiyoruz. Ancak deprem, büyük fay hatlarında birkaç yüz kilometrelik alanı etkileyebiliyor. Nitekim Erzincan depreminde yaklaşık 1200 kilometre uzunluğa sahip Kuzey Anadolu fay zonunda 350-360 kilometrelik bir yüzey kırığı oluşmuştu. Karadeniz tabanındaki fayların deprem üretme riski düşük olsa da bu durum yıkıcı ve hasar verici depremler olmayacağı anlamına gelmez. Bu nedenle tedbirli olmak gerekiyor. Samsun için örnek vermek gerekirse Kuzey Anadolu fayının önemli bir parçası Samsun’un güney kesiminden geçiyor. Ladik ve Havza hattı Kuzey Anadolu fayının bir parçasını oluşturuyor. Türkiye, dünyanın en aktif tektonik kuşaklarından biri olan Alp Orojen kuşağında yer alıyor. Bu nedenle ülkemizde sık sık depremler meydana geliyor. Niksar’da meydana gelen deprem ise AFAD’ın verilerine göre yerin yaklaşık 6,3 kilometre derinliğinde gerçekleşti. Bu sığ bir deprem. Sığ depremler yüzeye yakın olduğu için hasar etkisi daha fazla olabiliyor. Bu nedenle deprem büyüklüğü çok yüksek değil diye düşünmemek, yapı stokuna ve yer seçimine dikkat etmek gerekiyor. 2023’te Kahramanmaraş depremleri yaşandı. Devletimiz ve yöneticilerimiz o şehirleri yeniden ayağa kaldırmak için ciddi çalışmalar yürüttü. Ancak vatandaşların da ev alırken, arsa alırken ya da bina yaparken dikkat etmesi gereken hususlar var. Bunlara riayet edilirse devletin ve yöneticilerin üzerindeki yükün bir kısmı paylaşılmış olur.” (DHA)

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.