Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Av. Kevser Yıldırım

ekrankusu.com - Av. Kevser Yıldırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Av. Kevser Yıldırım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

CEZAEVİNDE BULUNAN HER 6 KİŞİDEN BİRİ HUKUKEN MASUM MU? Haber

CEZAEVİNDE BULUNAN HER 6 KİŞİDEN BİRİ HUKUKEN MASUM MU?

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), Ekim 2025’e ait hapishane istatistiklerini açıklamıştı. Rapora göre Türkiye’deki cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü toplam mahpus sayısı 420 bin 904 iken bu sayı, hapishane kapasitesinin yüzde 138’ine denk geliyordu. Aynı veriler mahpusların 357 bin 646 ’sı hükümlü, 63 bin 258’i tutuklu olduğu tespitini de içeriyor. Bu tespitlere göre cezaevinde bulunan her 6 kişiden biri suçlu olmayan tutuklu. Bu oran geçmişte kalan yıllarla kıyaslandığında tutuklama tedbirinin uygulanmasının aşırı derece artış gösterdiği sonucuna ulaşılıyor. Av. Kevser YILDIRIM, “Tutukluluk bir ceza değil, yargılamanın sağlıklı yürüyebilmesi için başvurulan geçici bir tedbirdir. Tutuklu yargılanan kişinin masumiyeti esastır, itibarına zarar verilemez. Unutmamak gerekir ki; Tutuklu yargılanan kişinin masumiyeti esastır yani hukuken tutuklu kişi masum kabul edilmektedir. Öte yandan tutuklama kararları, kamuoyunda ciddi bir kavram kargaşasına yol açmaktadır. Tutuklama, hukuken bir ceza değildir ve hiçbir şekilde bir kişinin suçlu olduğunun kabulü anlamına gelmez. Hukuken masum olduğu kabul gören kişilerin tedbir uygulanması amacıyla cezaevi nüfusunun 1/6’ ini oluşturuyor olması toplum açısından da büyük bir kargaşa oluşturabilecek niteliktedir. Cezaevinde bulunan kişinin masum olabileceği algısı, gerçekten suçu kabul görmüş olan kişilerinde hayatın akışında bu algıyla ıslah edilmesini engelleyebilir. Hukukun varlığı ve amacı ile uyuşmayan bir uygulama hukuki amaçtan uzaklaşma ve şaşma olarak karşımıza çıkar.” şeklinde yorumluyor. YILDIRIM devamla, Masumiyet karinesi gereğince tutukluların en ağır tedbir ile yargılanmaları yerine başkaca tedbirlerle yargılanmaları açısından büyük bir önem taşıdığına da dikkat çekiyor. “Ceza alacağı hukuka uygun delillerle kesinleşmemiş ve deliller birlikte değerlendirildiğinde suç işlendiği kanaati kuvvetli şüphe barındırmaması halinde kişiye tutuklama tedbiri uygulanması daha vahim sonuçlara yol açabilir. Masumiyet karinesi hukuka ve yargıya güveni artırır. Toplumsal barış ve güven bu şekilde devamlılık oluşturabilir. Toplumsal damgalanma ve linç kültürü kargaşa yaratırken, kişilerin iş, sosyal hayat ve aile yaşamı geri telafisi olmayacak yaralar almaktadır.” Tutuklu ve hükümlülerin aynı algı ile aynı cezaevinde kalması ise tutukluların mağduriyetinin başka bir sebebi olduğu söylenebilir. Türkiye’de iki çeşit cezaevi bulunmaktadır: Tutuklu ve hükümlü cezaevi. Ancak birçok cezaevinde tutuklu ve hükümlüler bir arada barındırılmaktadır. Mevcut cezaevlerinde kişi sayısı fazlalığı sebebiyle yeni cezaevleri yapılsa da tutuklu sayısının çokluğu genel problemlerin çözümüne engel olmaya devam ediyor. Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 1 Eylül 2025 itibarıyla yayımladığı güncel verilere göre ise toplam mahpus sayısı 419.194 kişiye ulaştığını belirtiyor ve bu da cezaevleri kapasitelerinin yaklaşık 100 bin kişi üzerinde doluluğa ulaştığını gösteriyor.

Yargıya Rağmen Beysan Sanayi’de Yıllarca Hukuksuz Aidat Toplandı Haber

Yargıya Rağmen Beysan Sanayi’de Yıllarca Hukuksuz Aidat Toplandı

Toplu yapı statüsü hiç oluşmadığı halde aidat toplanması ve bu ad altında işlem yapılmasına ilişkin yargı kararlarına rağmen, Beysan Sanayi Sitesi’nde hukuka aykırı uygulamaların yıllarca sürdüğü ortaya çıktı. Daha önce Alkent 2000 Sitesi’nde görülen benzer bir hukuksuzluk, bu kez Beysan Sanayi Sitesi’nde yargı kararlarıyla bir kez daha tescillendi. Alkent 2000 Sitesi’nde mahkemeler, ortada geçerli bir toplu yapı bulunmadığı gerekçesiyle “toplu yapı yönetimi” adı altında toplanan aidatları ve yapılan işlemleri iptal etmişti. Aynı tablo Beysan Sanayi Sitesi’nde de yaşandı. “Beysan Sanayi Sitesi Toplu Yapı Yönetimi” adı altında yıllar boyunca aidat toplandığı, ancak hukuken böyle bir toplu yapının hiçbir zaman oluşmadığı belirlendi. Bu durum, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi tarafından 2013 yılında verilen kesin kararla açıkça ortaya kondu. Yargıtay, Beysan Sanayi Sitesi’nde Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında bir toplu yapı yönetiminin bulunmadığını net şekilde hükme bağladı. Ancak bu kesin yargı kararına rağmen, hukuki dayanağı bulunmayan sözde toplu yapı yönetimi adına aidat ödemeyen parsel maliklerine icra takipleri başlatılmaya devam edildi. Bu hukuksuz uygulamalara karşı parsel maliklerinden Yayıncılar Birliği yargı yoluna başvurdu ve aidat takiplerine itiraz etti. İlk derece mahkemesi, “toplu yapı yoksa aidat da yoktur” diyerek aidat talebinin reddine karar verdi. Dosyanın taşındığı istinaf incelemesinde İstanbul 49. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararını aynen onadı. Daire; • Beysan Sanayi Sitesi’nde toplu yapının hukuken hiç oluşmadığını, • Aidat talebini haklı gösterecek sebepsiz zenginleşme ya da vekaletsiz iş görme kapsamında herhangi bir belge sunulmadığını, • Genel kurulda alınmış aidat kararlarının hukuki sonuç doğurmayacağını açıkça vurguladı. Yayıncılar Birliği’nin avukatı Av. Kevser Yıldırım, kararın önemine dikkat çekerek, “Ortada toplu yapı yokken, bu ad altında aidat toplanması açıkça hukuka aykırıdır. Yargıtay’ın kesin kararına rağmen sürdürülen icra takipleri kabul edilemez. Bu karar, benzer şekilde hukuki temeli olmadan aidat toplayan tüm yapılar açısından güçlü bir emsaldir” ifadelerini kullandı. Yargı kararlarıyla defalarca yok hükmünde olduğu ortaya konulan toplu yapı yönetimi iddialarına rağmen aidat toplanmaya devam edilmesi, mülkiyet hakkı ve hukukun üstünlüğü açısından ciddi tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Mahkemeden Beklenen Emsal Karar: Nafaka Tek Seferde Ödenecek Haber

Mahkemeden Beklenen Emsal Karar: Nafaka Tek Seferde Ödenecek

Bakırköy 13. Aile Mahkemesi, boşanma davasında dikkat çeken bir karara imza attı. Mahkeme, davalı eşin ödemekle yükümlü olduğu yoksulluk nafakasının tek seferde toplu olarak ödenmesine hükmetti. Karara göre, davacı eşin boşanma sonrası geçimini sağlamak amacıyla talep ettiği nafaka, yıllara yayılarak aylık olarak değil, mahkemenin belirlediği tutar üzerinden bir defada ödenecek. Böylece taraflar arasında ilerleyen yıllarda çıkabilecek olası nafaka anlaşmazlıklarının da önüne geçilmiş olacak. Dosyanın taraf vekili olan Av. Kevser Yıldırım, bu kararın emsal niteliğinde, bir çok boşanma davası açısında da örnek olabileceğini belirtiyor. Zira Türk Medeni Kanunu’na göre nafaka genellikle aylık ödeniyor ve süresiz devam edebiliyor. Ancak kanun, uygun görüldüğü takdirde nafakanın toplu olarak ödenmesine de imkân tanıyor. Bu yönüyle mahkemenin kararı, özellikle uzun vadeli ödeme tartışmalarına son verecek nitelikte görülüyor. Boşanma halinde taraflar arasında oluşabilecek ve yeni bir hayata adım atmalarının önüne geçmeyecek bir karar niteliğinde. Ayrıca kararın her dosyada uygulanmasının da olumsuz yönleri olabileceği Av. Kevser Yıldırım tarafından belirtilmektedir. Yıldırım toplu ödeme için davalı tarafın mali gücünün yeterli olması gerektiğini vurguluyor. Buna karşın, tek seferde ödeme yolunun hem alacaklı hem de borçlu taraf açısından bağımsızlık ve netlik sağladığı ifade ediliyor. Bu tür kararların artması halinde nafaka uygulamalarında yeni bir dönemin başlayabileceğine işaret etmektedir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.