Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şiddet

ekrankusu.com - Şiddet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şiddet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rize Eski Baro Başkanı Karaahmetoğlu: “Önlem Alınmazsa Çocuklarımızı Kaybediyoruz” Haber

Rize Eski Baro Başkanı Karaahmetoğlu: “Önlem Alınmazsa Çocuklarımızı Kaybediyoruz”

Rize eski Baro Başkanı Hüseyin Karaahmetoğlu, çocuklara yönelik suç, uyuşturucu ve şiddet tehdidine dikkat çekerek, yetkililere acil ve kapsamlı tedbir çağrısında bulundu. Karaahmetoğlu, gelinen noktada her geçen gün çocukların biraz daha kaybedildiğini belirterek, “Çocuklarımız; suç örgütlerinin, çetelerin, uyuşturucu baronlarının ve şiddet kültürünün gölgesi altında. Bu tehdit yalnızca sokaklarda değil, okullarda ve hatta evlerin içine kadar sızmış durumda. Bu bir tesadüf değil; yıllardır sistematik biçimde üretilen ve normalleştirilen bir çürümenin sonucudur” dedi. Şiddetin ve suçun özellikle medya ve dijital içerikler yoluyla özendirildiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, televizyon dizilerinde mafyavari karakterlerin ve şiddeti yücelten senaryoların çocukların zihninde yanlış rol modeller oluşturduğunu ifade etti. Bazı müzik türlerinde küfür, saldırganlık ve şiddetin bir ifade biçimi olarak parlatıldığını belirten Karaahmetoğlu, bu durumun kişiliği henüz gelişim aşamasında olan çocuklar açısından ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi. Son günlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kamuoyuna yansıyan uyuşturucu operasyonlarının, sorunun ne denli derinleştiğini bir kez daha ortaya koyduğunu kaydeden Karaahmetoğlu, “Uyuşturucunun magazinleştirilmesi ve ‘özgürlük’ algısı altında sunulması çocuklarımızı savunmasız ve yönlendirilmeye açık hale getiriyor. Bu sadece bireysel bir sorun değil, ülkenin geleceğini tehdit eden toplumsal bir alarmdır” ifadelerini kullandı. Akran şiddetindeki artışa da dikkat çeken Karaahmetoğlu, okullarda, oyun alanlarında ve sokaklarda yaşanan zorbalık vakalarının artık münferit olmaktan çıktığını belirtti. Çocuk cinayetlerine kadar varan olayların, önleyici mekanizmaların yetersizliğini açıkça gösterdiğini söyleyen Karaahmetoğlu, çocukların korku değil güven ortamında büyümesi gerektiğini vurguladı. Sorumluluğun yalnızca ailelere yüklenemeyeceğini ifade eden Karaahmetoğlu, ekonomik zorluklar, sosyal çöküş, eğitimdeki eksikler ve denetimsiz dijital dünya karşısında ailelerin çoğu zaman çaresiz kaldığını dile getirdi. Bu noktada devletin, Anayasa’nın 58. maddesinde yer alan koruyucu ve önleyici yükümlülüklerini gecikmeden devreye sokması gerektiğini belirtti. Karaahmetoğlu, şiddeti ve suçu özendiren yayınlara karşı daha sıkı denetimler uygulanması, okullarda rehberlik ve psikolojik destek hizmetlerinin güçlendirilmesi, risk altındaki çocukların erken yaşta tespit edilerek koruyucu tedbirlerin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Okul bahçeleri, spor alanları ve oyun parklarının çocuklar için gerçekten güvenli alanlara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca operasyonlarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Karaahmetoğlu, bilinçlendirme, önleme ve rehabilitasyon süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Uyuşturucu kullanımının suç olduğunun açık biçimde anlatılması, ailelere sosyal destek sağlanması ve çocukları sokağa mahkûm eden koşulların ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi. “Unutulmamalıdır ki çocukların yeri sokaklar değil; huzurlu bir aile ortamı, güvenli okullar ve nitelikli eğitimdir” diyen Karaahmetoğlu, ilkokuldan itibaren tüm sınıflarda yurttaşlık ve iyi insan olma bilincini güçlendiren eğitimlerin gecikmeden verilmesi gerektiğini belirterek, “Çocuklarımızı kaybedersek, geleceğimizi de kaybederiz” sözleriyle çağrısını yineledi.

Ayşe Kök: Diziler Sadece Eğlence Değil, Toplumsal Bir So Haber

Ayşe Kök: Diziler Sadece Eğlence Değil, Toplumsal Bir So

Breaking News köşe yazarı Ayşe Kök, son yazısında Türk dizilerinin yalnızca birer eğlence aracı olmadığını, toplumsal sorumluluk taşıyan güçlü bir iletişim alanına dönüştüğünü vurguladı. Kök, Türkiye’de dizilerin artık yalnızca akşam kuşağında izlenen yapımlar olmaktan çıktığını belirterek; toplumsal algıyı şekillendiren, aile yapısını etkileyen ve gençlerin hayata bakışını doğrudan etkileyen önemli bir mecra haline geldiğini ifade etti. Bu nedenle diziler değerlendirilirken yalnızca reyting rakamlarının değil, verilen mesajların da dikkate alınması gerektiğini kaydetti. Türk dizilerinin Balkanlar’dan Orta Doğu’ya, Latin Amerika’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada ilgiyle izlendiğini hatırlatan Ayşe Kök, bu başarının kültürel ihracat açısından önemli bir kazanım olduğunu belirtti. Ancak küresel etki alanının aynı zamanda daha büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Yazısında son dönemde bazı dizilerde şiddet, entrika ve aile içi çatışmaların dozunun arttığını vurgulayan Kök, dramın sanatın bir parçası olduğunu ancak karamsarlığı normalleştiren bir anlatım dilinin toplumsal açıdan risk taşıdığını ifade etti. Bu noktada devletin, özellikle RTÜK aracılığıyla toplumsal hassasiyetleri gözetmesinin sansür olarak değil, kamu yararının korunması olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Aile kavramının dizilerde ele alınış biçiminin önemine de değinen Kök, Türk toplumunun temel taşı olan aile yapısının sürekli sorunlu ve dağılmış bir tabloyla sunulmasının özellikle genç izleyiciler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi. Türk dizilerinin geçmişten bugüne en güçlü yanlarından birinin aile bağlarını ve dayanışmayı anlatmak olduğunu hatırlattı. Devletin dizilerin içeriğine doğrudan müdahale etmekten ziyade, sanat özgürlüğü ile toplum huzuru arasında bir denge kurmaya çalıştığını vurgulayan Ayşe Kök, bu yaklaşımın demokratik bir devlet refleksi olduğunu ifade etti. Hiçbir özgürlüğün başka kesimlerin değerlerini zedeleme pahasına sınırsız olamayacağını dile getirdi. Gençler üzerindeki rol model etkisine de dikkat çeken Kök, dizilerde karakterlerin şiddetle sorun çözmesinin ya da ahlaki sınırları sürekli zorlamasının uzun vadede normalleşme riski taşıdığını belirterek, yapımcı ve senaristlerin daha bilinçli bir sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini kaydetti. Yazısında devletin son yıllarda getirdiği set standartları, yayın denetimleri ve içerik uyarılarının sektörü baskılamak için değil, daha kaliteli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmak amacı taşıdığını ifade eden Kök, nitelik arttıkça izleyici güveninin de artacağını vurguladı. Ayşe Kök, dizilerin bir ülkenin aynası olduğunu belirterek, Türkiye’nin güçlü tarihi ve köklü kültürüyle dünyaya anlatılacak çok sayıda hikâyeye sahip olduğunu ifade etti. Devletin bu hikâyelerin doğru bir dille aktarılması için zemini sağladığını belirten Kök, asıl sorumluluğun sektörün vicdanında olduğunu söyledi. Kök, yazısını “Reyting geçicidir; iz bırakmak kalıcıdır” sözleriyle tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.