Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye

ekrankusu.com - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BÜYÜK ONUR! Türkiye, Global Klinik Araştırmalarda Bölgesel Merkez Olma Yolunda  Haber

BÜYÜK ONUR! Türkiye, Global Klinik Araştırmalarda Bölgesel Merkez Olma Yolunda 

23. Türkiye Hemofili Kongresi bu yıl 15-17 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya Pine Beach Belek Otel Kongre Merkezi’nde Türkiye Hemofili Derneği ve Hemofili Federasyonu’nun ev sahipliğinde düzenleniyor. Kongrenin ilk günü olan 15 Nisan Çarşamba “Dünya Hemofili Günü” kapsamında Türkiye Hemofili Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Bülent Zülfikar başkanlığında basın toplantısı düzenlendi. Hemofili Dernekleri Federasyonu Başkanı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematolojisi öğretim üyesi Prof.Dr.Kaan Kavaklı ile Fransa - Lyon Universitesi Hemofili Merkezi ve Hemostaz Ünitesi Başkanı Prof.Dr.Yeşim Dargaud’un da değerli bilgiler paylaştığıtoplantıda; Hemofili tedavisindeki yenilikler, bilimsel gelişmeler, tedaviye erişim ve gelecek vizyonu değerlendirildi. Hemofili konusunda son yıllarda Türkiye’de yapılan toplantılar, sosyal ve bilimsel faaliyetler, dünyanın önde gelen bilim platformları tarafından yakından takip ediliyor. Kuşkusuz “Türkiye Hemofili Kongresi” bu çalışmaların ön sıralarında yer alıyor. Basın toplantısında açıklamalarda bulunan Türkiye Hemofili Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Bülent Zülfikar şunları söyledi; “Türkiye olarak Hemofili konusundaki klinik çalışmalara katkımız yüksek. Bugün baktığımızda dünya çapında yürütülen 1102 klinik çalışmanın 121’inde Türkiye yer alıyor. Bu bizim için çok değerli bir veri.” 17 Nisan Dünya Hemofili Günü kapsamında konuşmasına devam eden Zülfiikar ortopedik komplikasyonlar, protez gereksinimleri, ameliyat maliyetleri ve ekonomik-sosyal etkiler ile hasta derneklerinin farkındalık oluşturmadaki rolüne değindi ve sözlerine şöyle devam etti; “Türkiye'de devlet geri ödeme mekanizmalarının (SGK) güçlü olması sayesinde faktör tedavilerine erişim geçmişe göre çok daha iyi hale geldi. Bu, hem hastalar hem de hasta yakınları için çok sevindirici. Türkiye’deki Hemofili konusunda uzman merkezler sayesinde erken tanı ve tedavi süreci de olumlu yönde ilerliyor. Yeni ilaçların ülkeye girişiyle birlikte daha kolay uygulanabilir ürünlere geçiş gündemde; bunun yaygınlaştırılması için karar, düzenleme ve finansal mekanizmların devam etmesi gerekiyor.” Tedavinin sağlık sistemi üzerindeki ekonomik getirilerine de değinen Zülfikar;”Yeni gelişmeler; protez ameliyatlarının azalması, hastanede yatış sürelerinin kısalması ve ameliyat maliyetlerinin düşmesi gibi tasarruf potansiyelleri de sunuyor” dedi. “Deri altı uygulamalar sayesinde çocuklar ve erişkinlerde hem yaşam süresi uzuyor hem de yaşam kaliteleri iyileşiyor” Hemofili tedavisine yönelik son 15 yıldaki gelişmelerin önemini vurgulayan Prof.Dr.Yeşim Dargaud ise şunları söyledi; “Özellikle son 5-6 yılda deri altı (subkutan) tedaviler hastaların yaşam kalitesini ciddi oranda yükseltti. Bu tedaviler yeni doğandan erişkine kadar kullanım kolaylığı sağlıyor ve beyin kanaması gibi ağır komplikasyonları azaltıyor. Mevcut gelişmeler, hastalara aspirin gibi kardiyovasküler tedaviler uygulanabilmesini mümkün kılıyor. Erişkin hastaların genel sağlık sorunlarının tedavisini kolaylaştırıyor. Yakın gelecekte 2. ve 3. jenerasyon subkutan ürünler ile gen tedavisi konusunda gelişmeler kaydedilecek.” Gen tedavisinin Hemofili B’de daha olumlu sonuç verirken,Hemofili A’da ticari ve teknik nedenlerle bazı ürünlerin geri çekilmesi nedeniyle kısmi belirsizlikler bulunduğunu söyleyenProf.Dr.Kaan Kavaklı; “Erken tanı, uzman merkezlerde yoğunlaşmış bakım ve güncel tedavilere hızlı erişim sayesinde hastaların normal yaşam süreçlerini sürdürmeleri mümkün hale geldi; gençlerin eğitim, istihdam ve sosyal aktivitelere katılımı arttı. Öte yandan haftada birkaç kez damar yoluyla tedavi gerektiren dönemlerin yerini daha kolay uygulamalar aldığı için aile yükü ve psikososyal baskı azaldı. Ancak erişkin dönemde geçmişten kalan eklem hasarları (artropati) nedeniyle protez ve ortopedik müdahale ihtiyacı sürebiliyor; eklem tamirini geri döndürecek yeni tedavi boşlukları halen var” dedi. Tanı ve tedavi merkezlerinin sayısının artırılması gerektiği, mevcut merkezlerin büyük şehirlerde yoğunlaştığı ve ülke çapında yaygınlaşmanın hedeflendiğini vurgulayan Prof.Dr.Bülent Zülfikar sözlerine şöyle devam etti; “Hekim, hemşire ve sağlık personelinin eğitilmesi; hasta dernekleri ile sağlık ekiplerinin entegre çalışması ve hasta ailelerinin bilgilendirilmesi öncelikli olmalı. Bu noktada ulusal kongreler, hasta eğitimi oturumları ve hasta-hekîm iş birlikleri, farkındalık ve bakım kalitesini yükseltmede önemli rol oynuyor”.

Prof. Dr. Mikail Fikret Aktaş Uluslararası Arenada Dikkat Çekiyor: Media Doctor Award Başkanlığı Gündemde Haber

Prof. Dr. Mikail Fikret Aktaş Uluslararası Arenada Dikkat Çekiyor: Media Doctor Award Başkanlığı Gündemde

Obezite tedavisi ve beslenme tıbbı alanında öne çıkan isimlerden Prof. Dr. Mikail Fikret Aktaş, hem akademik çalışmaları hem de uluslararası temaslarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Beslenme bilimleri alanındaki akademik eğitiminin yanı sıra tıp bilimleri alanında doktora derecesine sahip olan Aktaş, özellikle yapılandırılmış kilo verme programlarıyla tanınıyor. 2014 yılında İstanbul’da gerçekleştirdiği ve basında da yer bulan çalışmaları, Türkiye’de beslenme tıbbı alanında ilk yapılandırılmış eğitim girişimlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Bu süreçte diyetetik, spor bilimleri ve beslenme psikolojisini bir araya getiren multidisipliner yaklaşımıyla alanın gelişimine katkı sağladı. Son dönemde uluslararası platformlarda da aktif rol alan Aktaş, Mart ve Nisan 2026’da Almanya’da bilim, siyaset ve ekonomi çevrelerini buluşturan çeşitli etkinliklere katıldı. Hamburg’daki Universitätsklinikum Hamburg-Eppendorf (UKE) bünyesinde düzenlenen “Yeni Kalp Merkezi’nin Tanıtımı” etkinliğinde yer alan Aktaş’ın, tıp dünyasından seçkin isimlerle bir araya geldiği öğrenildi. Modern teknolojilerle donatılan merkezin, tedavi kalitesine önemli katkı sağlaması bekleniyor. Konuya ilişkin geniş kapsamlı haberin Mayıs ayında yayımlanacağı belirtiliyor. Aktaş ayrıca Hamburg Wandsbek bölgesinde düzenlenen Sosyal Demokrat Parti (SPD) etkinliğine katıldı. Etkinlikte Almanya’nın eski Başbakanı Olaf Scholz ile Hamburg Maliye Senatörü Andreas Dressel’in de yer aldığı görüldü. Bunun yanı sıra Hamburg Ticaret Odası’nda gerçekleştirilen ve Çin’in beş yıllık kalkınma planı gibi küresel ekonomik gelişmelerin ele alındığı toplantıya da iştirak eden Aktaş’ın, farklı disiplinleri bir araya getiren temasları dikkat çekti. Gözlemciler, bu gelişmeleri tıp, toplum ve uluslararası iş birlikleri arasındaki etkileşimin güçlenmesi olarak değerlendirirken, Aktaş’ın önümüzdeki dönemde yeni bir sorumluluk üstlenebileceği ifade ediliyor. Bu kapsamda 2026 yılında düzenlenecek olan Media Doctor Award’un başkanlığını üstlenmesinin beklendiği belirtiliyor. Konuya ilişkin resmi açıklamanın önümüzdeki süreçte yapılması bekleniyor.

CEZAEVİNDE BULUNAN HER 6 KİŞİDEN BİRİ HUKUKEN MASUM MU? Haber

CEZAEVİNDE BULUNAN HER 6 KİŞİDEN BİRİ HUKUKEN MASUM MU?

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), Ekim 2025’e ait hapishane istatistiklerini açıklamıştı. Rapora göre Türkiye’deki cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü toplam mahpus sayısı 420 bin 904 iken bu sayı, hapishane kapasitesinin yüzde 138’ine denk geliyordu. Aynı veriler mahpusların 357 bin 646 ’sı hükümlü, 63 bin 258’i tutuklu olduğu tespitini de içeriyor. Bu tespitlere göre cezaevinde bulunan her 6 kişiden biri suçlu olmayan tutuklu. Bu oran geçmişte kalan yıllarla kıyaslandığında tutuklama tedbirinin uygulanmasının aşırı derece artış gösterdiği sonucuna ulaşılıyor. Av. Kevser YILDIRIM, “Tutukluluk bir ceza değil, yargılamanın sağlıklı yürüyebilmesi için başvurulan geçici bir tedbirdir. Tutuklu yargılanan kişinin masumiyeti esastır, itibarına zarar verilemez. Unutmamak gerekir ki; Tutuklu yargılanan kişinin masumiyeti esastır yani hukuken tutuklu kişi masum kabul edilmektedir. Öte yandan tutuklama kararları, kamuoyunda ciddi bir kavram kargaşasına yol açmaktadır. Tutuklama, hukuken bir ceza değildir ve hiçbir şekilde bir kişinin suçlu olduğunun kabulü anlamına gelmez. Hukuken masum olduğu kabul gören kişilerin tedbir uygulanması amacıyla cezaevi nüfusunun 1/6’ ini oluşturuyor olması toplum açısından da büyük bir kargaşa oluşturabilecek niteliktedir. Cezaevinde bulunan kişinin masum olabileceği algısı, gerçekten suçu kabul görmüş olan kişilerinde hayatın akışında bu algıyla ıslah edilmesini engelleyebilir. Hukukun varlığı ve amacı ile uyuşmayan bir uygulama hukuki amaçtan uzaklaşma ve şaşma olarak karşımıza çıkar.” şeklinde yorumluyor. YILDIRIM devamla, Masumiyet karinesi gereğince tutukluların en ağır tedbir ile yargılanmaları yerine başkaca tedbirlerle yargılanmaları açısından büyük bir önem taşıdığına da dikkat çekiyor. “Ceza alacağı hukuka uygun delillerle kesinleşmemiş ve deliller birlikte değerlendirildiğinde suç işlendiği kanaati kuvvetli şüphe barındırmaması halinde kişiye tutuklama tedbiri uygulanması daha vahim sonuçlara yol açabilir. Masumiyet karinesi hukuka ve yargıya güveni artırır. Toplumsal barış ve güven bu şekilde devamlılık oluşturabilir. Toplumsal damgalanma ve linç kültürü kargaşa yaratırken, kişilerin iş, sosyal hayat ve aile yaşamı geri telafisi olmayacak yaralar almaktadır.” Tutuklu ve hükümlülerin aynı algı ile aynı cezaevinde kalması ise tutukluların mağduriyetinin başka bir sebebi olduğu söylenebilir. Türkiye’de iki çeşit cezaevi bulunmaktadır: Tutuklu ve hükümlü cezaevi. Ancak birçok cezaevinde tutuklu ve hükümlüler bir arada barındırılmaktadır. Mevcut cezaevlerinde kişi sayısı fazlalığı sebebiyle yeni cezaevleri yapılsa da tutuklu sayısının çokluğu genel problemlerin çözümüne engel olmaya devam ediyor. Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 1 Eylül 2025 itibarıyla yayımladığı güncel verilere göre ise toplam mahpus sayısı 419.194 kişiye ulaştığını belirtiyor ve bu da cezaevleri kapasitelerinin yaklaşık 100 bin kişi üzerinde doluluğa ulaştığını gösteriyor.

2026 yılı Dünya Klasik Otomobil Fuarın ‘da Türk Temsilcinin yeri Boş kaldı… Haber

2026 yılı Dünya Klasik Otomobil Fuarın ‘da Türk Temsilcinin yeri Boş kaldı…

Her yıl dünyanın dört tarafından davetlilerin katılımı ile Avrupa’da ve Amerika’ da düzenlenen milyonluk araçların sergilenerek müzayede yöntemi ile satılan klasik araç lar arasında 35 yıldır ilk defa Türkiye den katılımcı olması Dünya Otomobil tutkunlarını sevindirirken katılım standı boş kaldı…. İş Adamı Adem Yaşar a ait Mercedes Marka araç ‘ın katılımı ile Türkiye’den ilk defa Dünyanın 7 ülkesinde sergilenecek Türk plakalı bir aracın gelmesi beklenilirken katılımcı İş insanının fuara girememesi sebebinin ne vize nede beş bin Euro’ luk katılım ücreti olmadığı anlaşıldığında katılamama sebebi bizleri hayrete düşürdü. Dünya nın 4 bir yanından farklı katagoriler için katılımcıların desteği ile getirilen araçlar sergi alanın ilk önce Orjinalliği veya Orjinal dokusunda restorasyonu ile ön plana çıkan Resterosyonu yapan ülkenin zanaat karlarını temsil eden araçlar arasında Türk temsilcisinin katılama sebebi ise bizi ne oluyoruz dedirtti Sayın Adem Yaşar ile yapılan görüşmede üzülerek anlattıkları bizleri hayretler içinde bıraktı. Sayın Yaşar görüşmede şunları kaydetti: 5 Ay önce talep üzerine katılmam istenilen Dünyanın 7 ülkesinde yapılacak fuar ‘ a ülkemin ustalarına ve zanaatına güvenerek kabul ettim ayrıca 5 bin Euro katılım ücretini de ödeyerek ülkemin ustalarını ve zanaatını temsil etmekten gurur duyarak heyecanla bu günleri beklerken İzmir 3 ‘cü sanayide güvendiğim ustaların bu işi ciddiye almayarak aracı tamamlamamaları beni Ülkem Adına mahcup etti. Aslında benim ülkemde araç konusunda zanaatı ile dünya ustalarını dize getirecek çok usta var bu diyeceklerim değerli ustalarımızı kapsamıyor ama ben bu konuda yanlış adresten yardım istediğimi anladım ve ülkemi temsil edecek bir Araç gönderemedim bu nedenle en seçkin araçlar katılımına ne vize engeli nede para engeline takılmadık biz yerli milli yanlış usta engeline takıldık ayrıca Katılımdan yapacağımız gelir ile üç ayların içindeyiz ve havalar soğudu birçok evladımıza kışlık giysi ve ramazan erzakı almayı düşünüyordum ustalarımız sevabımıza da engel olmak istediler ama Elhamdürillah her yıl olduğu gibi bu yılda evlatlarımızı giydireceğiz ve Müslüman kardeşlerimizin evlerine erzakımızı yine göndereceğiz diyerek üzüntü içerisinde sözlerini bitirdi. haber: üç hilal tv

Almanya’nın En İyi Denklik Danışmanlık Firması: EPION, ‘Deutscher Exzellenz-Preis 2026’ Ödülünü Kazandı Haber

Almanya’nın En İyi Denklik Danışmanlık Firması: EPION, ‘Deutscher Exzellenz-Preis 2026’ Ödülünü Kazandı

Almanya’da hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyeti alanında en itibarlı değerlendirme kuruluşlarından biri olan Deutsches Institut für Service-Qualität (DISQ), 2026 yılı Deutscher Exzellenz-Preis sonuçlarını açıkladı. Türkiye’den Almanya’ya göç etmek isteyen Tıp ve Diş Hekimlerine profesyonel denklik danışmanlığı sunan ve aynı zamanda sektörde tek, Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odasına üye konumda bulunan EPION Vermittlung & Beratung, “Exzellente Internationale Anerkennungsberatung” kategorisinde ülke genelindeki tüm firmaları geride bırakarak Almanya’nın en iyi danışmanlık şirketi seçildi. Bu yılki programda Almanya genelinde 49 firma, inovasyon, hizmet kalitesi, sürdürülebilirlik, uluslararası güvenilirlik ve operasyonel şeffaflık kriterleri üzerinden kapsamlı bir incelemeye tabi tutuldu. Değerlendirme jürisinin başkanlığını, ülkenin önde gelen siyasetçilerinden ve eski Federal Bakan Brigitte Zypries üstlendi. Exzellenz-Preis, özellikle sağlık ve eğitim gibi kritik sektörlerde yüksek standartlarla çalışan kurumlar için Almanya’da en prestijli başarı göstergelerinden biri kabul ediliyor. EPION’dan Almanya’daki Sağlık Sistemine Güçlü Katkı EPION, özellikle Türkiye’den Almanya’ya göç eden hekimlerin uzun, teknik ve çoğu zaman karmaşık olan “Approbation ve Berufserlaubnis” denklik süreçlerinde uzmanlaşmış bir kurum olarak biliniyor. Kuruluş, hukuki başvuru dosyalarından dil süreçlerine, eyalet değişikliklerinden sınav hazırlıklarına kadar tüm aşamalarda kapsamlı danışmanlık sağlıyor. Samet Gürlek: “Bu ödül, Almanya’da yeni bir hayat kuran hekimlerin de başarısıdır.” EPION’un kurucu ortağı Samet Gürlek, ödülün duyurulmasının ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “22 yıldır binlerce sağlık çalışanını Almanya’daki kariyer yolculuklarına hazırlıyoruz. Exzellenz-Preis, sadece kurumumuzun profesyonel yaklaşımının değil, aynı zamanda bize güvenen hekimlerimizin emeğinin bir yansımasıdır. Almanya’da denklik gibi teknik ve çetrefilli bir alanda en iyi seçilmek bizim için büyük bir gurur.” Gürlek, Almanya’nın önümüzdeki yıllarda sağlık personeli açığının daha da artacağını belirterek, EPION’un bu ihtiyacı karşılamada kritik bir rol oynamaya devam edeceğini vurguladı. Almanya Sağlık Sektörü İçin Stratejik Öneme Sahip Uzmanlara göre, yaşlanan nüfus, artan sağlık talebi ve pandemi sonrası iş gücü hareketliliği nedeniyle Almanya, önümüzdeki 10 yıl boyunca yurtdışından nitelikli sağlık çalışanlarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyacak. Bu kapsamda, EPION’un aldığı ödül yalnızca kurumsal bir başarı değil; uluslararası sağlık iş gücünün entegrasyonuna katkı sağlayan stratejik bir hizmetin de tescili niteliğinde. EPION, 2026 itibarıyla Almanya’daki danışmanlık ekibini genişletmeyi, Türkiye ve Avrupa’daki temsilciliklerini artırmayı ve dijital denklik çözümlerini güçlendirmeyi planlıyor. www.almanyadiplomadenkligi.com +49 155 61066021

Turkticaret.Net’ten Yapay Zeka Altyapısını Güçlendiren Stratejik Hamle Haber

Turkticaret.Net’ten Yapay Zeka Altyapısını Güçlendiren Stratejik Hamle

Turkticaret.Net, yapay zeka projelerinde kullanılan ve Türkiye’de erişimi sınırlı olan NVIDIA GPU destekli sunucuları hizmete sunduğunu açıkladı. Şirket, Aralık ayında daha da güçlü H200 NVL modellerini de sistemine ekleyerek yüksek performanslı yapay zeka altyapısını genişletecek. Yapay Zeka İçin Kritik Donanımlar Türkiye'de Erişilebilir Oldu Veri güvenliğine önem veren kurum ve girişimler için stratejik önem taşıyan bu yatırım kapsamında Turkticaret.Net; büyük veri işleme, yapay zeka modeli eğitimi, görüntü analizi ve yüksek hesaplama gücü gerektiren tüm projelerde tercih edilen profesyonel GPU donanımlarını müşterilerine sunmaya başladı. Bu donanımlar, sektörde arzı son derece sınırlı olan NVIDIA H100 NVL GPU sunucularını da içeriyor. H100 NVL modelleri, özellikle büyük yapay zekamodellerinin eğitimi gibi yoğun işlem gücü gerektiren senaryolarda dünya çapında tercih edilen çözümler arasında yer alıyor. Şirket ayrıca, NVIDIA’nın yeni nesil H200 NVL GPUmodellerinin de Aralık ayında ürün portföyüne ekleneceğini duyurdu. Böylece kullanıcılar hem mevcut nesil hem de bir üst nesil yapay zeka işlem gücüne tek platform üzerinden erişebilecek. Verinin Türkiye’de Kalması Önceliğimiz Turkticaret.Net CEO’su Gökhan Yalçın, yapılan yatırımın Türkiye’de gelişen yapay zeka ekosistemine önemli bir katkı sağlayacağını belirterek şunları söyledi: “Amacımız, Türkiye’de yapay zeka geliştiren ekiplerin güçlü, hızlı ve erişilebilir altyapıya ulaşmasını sağlamak. Bununla birlikte, verilerin Türkiye’de tutulması bizim için kritik bir konu. Kullanıcılarımızın global standartlarda çalışırken verilerini yurtdışına çıkarmadan güvenli bir şekilde yönetebilmelerine imkân veriyoruz.” 25 Yıllık Tecrübeden Yapay Zekaya Uzanan Yolculuk 1999’dan bu yana domain, hosting, e-posta, marka tescili, sunucu ve web site hizmetleri sunan Turkticaret.Net, yeni GPU sunucularıyla birlikte ürün yelpazesini teknoloji trendlerine uygun şekilde genişletiyor. Bu adım, Türkiye’deki yapay zeka projelerinin daha güçlü ve modern bir altyapı üzerinde geliştirilmesine önemli katkı sağlayacak.

Türk Dizilerinin Ortadoğu’daki Gücü, Sağlık Turizmine Yeni Bir Nefes Getirdi.. Haber

Türk Dizilerinin Ortadoğu’daki Gücü, Sağlık Turizmine Yeni Bir Nefes Getirdi..

Ortadoğu’da izlenme rekorları kıran Türk dizileri, Türkiye’nin sağlık turizmi sektöründe yeni bir dalga yarattı. Uzm. Dr. Nurullah Uslu, “Diziler Türkiye’ye duyulan güveni artırdı, biz doktorların yüzü gülüyor” diyor. Son yıllarda Türk televizyon dizilerinin Ortadoğu coğrafyasında kazandığı büyük popülarite, yalnızca kültürel bir başarı olarak kalmadı; Türkiye’nin sağlık turizmi alanındaki yükselişine de güçlü bir katkı sağladı. Estetik, diş hekimliği, saç ekimi, göz ve genel cerrahi alanlarında Türkiye’ye olan ilgi dikkat çekici biçimde artarken, uzman doktorlar bu etkiyi doğrudan hissediyor. Uzm. Dr. Nurullah Uslu, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Ortadoğu’da yayınlanan Türk dizileri Türkiye’ye bakışı değiştirdi. Artık o bölgelerde Türkiye sadece bir tatil destinasyonu olarak değil, güvenilir sağlık hizmetlerinin adresi olarak da görülüyor. Dizilerde gördükleri modern hastaneler, teknolojik altyapılar ve Türk hekimlerinin profesyonel duruşu izleyicilerde büyük bir güven duygusu yarattı. Bu da bize doğrudan yansıdı.” Uslu’ya göre bu etki, sadece estetik cerrahiyle sınırlı değil. Son dönemde Orta Doğu’dan gelen hasta sayısında ciddi artışlar yaşanıyor. Özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt gibi ülkelerden gelen hastalar, Türk dizilerinde gördükleri şehirler ve mekanlarla duygusal bir bağ kurarak tedavi tercihlerinde Türkiye’yi seçiyor. “Hastalar sadece bir operasyon yaptırmak için değil, hikayesini bildikleri bir ülkeye, kendilerini yakın hissettikleri bir kültüre geliyorlar,” diyor Dr. Uslu. “Bu da sağlık turizmini bir hizmetten çok bir deneyime dönüştürüyor.” Türkiye, son on yılda sağlık turizminde dünyanın önde gelen merkezlerinden biri haline gelirken, bu gelişmede dizilerin oluşturduğu imajın etkisi göz ardı edilmiyor. Türk dizilerinin milyonlarca izleyiciye ulaştığı Ortadoğu ülkelerinde, “Türk doktoruna güven” algısı her geçen yıl daha da güçleniyor. Dr. Uslu, bu sürecin sürdürülebilirliği için kalite standartlarının korunması gerektiğini vurguluyor: “İnsanlara sadece ‘Türkiye’ye gelin’ demek yetmez. Burada alacakları hizmetin dünya standartlarında olduğunu hissettirmeliyiz. Hizmet sonrası süreçlerin, dil desteğinin ve iletişimin doğru yönetilmesi çok önemli. Bu dengeyi korursak Türk dizilerinin oluşturduğu güveni kalıcı hale getirebiliriz.” Uzmanlara göre Türk dizileri, sağlık turizmi açısından “kültürel diplomasi” işlevi görüyor. Türkiye’nin estetikten kalp cerrahisine, diş hekimliğinden tüp bebek tedavilerine kadar geniş bir yelpazede sunduğu başarı hikayeleri, ekrandan kalplere ulaşan bir etki yaratıyor. Sonuç olarak, Ortadoğu’da ekrana gelen Türk dizileri, sadece duygusal bağlar kurmuyor; Türkiye’nin sağlık markasına değer katıyor. Uzman Doktor Nurullah Uslu’nun da belirttiği gibi: “Diziler bizim için artık sadece sanat değil, güvenin, tanıtımın ve geleceğin anahtarı haline geldi.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.