Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

‘Otizmli bireylerin gelişim özellikleri ve ihtiyaçları birbirinden farklıdır’

‘Otizmli bireylerin gelişim özellikleri ve ihtiyaçları birbirinden farklıdır’

Haber Giriş Tarihi: 02.04.2026 11:53
Haber Güncellenme Tarihi: 02.04.2026 11:53
Kaynak: DHA
‘Otizmli bireylerin gelişim özellikleri ve ihtiyaçları birbirinden farklıdır’

ANKARA, (DHA)- UZMAN Klinik Psikolog Eda Atay, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle, Otizm Spektrum Bozukluğu hakkında bilgiler verdi. Atay, “Otizm Spektrum Bozukluğu; sosyal iletişimde zorluklar ve tekrarlayıcı davranış örüntüleri ile karakterize, doğuştan gelen bir gelişimsel farklılıktır. Tanımda yer alan ‘spektrum’ ifadesi, belirtilerin her bireyde farklı şiddet ve biçimde görülebileceğini ifade eder. Bu nedenle otizmli bireylerin gelişim özellikleri ve ihtiyaçları birbirinden farklıdır” dedi.

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), her geçen gün daha fazla çocuğu etkileyen nörogelişimsel bir farklılık olarak dikkat çekiyor. Güncel verilere göre her 31 çocuktan 1’i otizm spektrumunda yer alıyor. Erken tanı ve bilimsel temelli eğitim yaklaşımları, çocukların gelişiminde belirleyici rol oynuyor.

Memorial Ankara Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzman Klinik Psikolog Eda Atay, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle, Otizm Spektrum Bozukluğu hakkında bilgi vererek, erken tanı ve uygulanacak yoğun eğitim programlarının, çocukların gelişimine katkılarını anlattı.

‘OTİZM BİR HASTALIK DEĞİL, NÖROGELİŞİMSEL BİR FARKLILIK’

Uzman Klinik Psikolog Eda Atay, “Otizm Spektrum Bozukluğu; sosyal iletişimde zorluklar ve tekrarlayıcı davranış örüntüleri ile karakterize, doğuştan gelen bir gelişimsel farklılıktır. Tanımda yer alan ‘spektrum’ ifadesi, belirtilerin her bireyde farklı şiddet ve biçimde görülebileceğini ifade eder. Bu nedenle otizmli bireylerin gelişim özellikleri ve ihtiyaçları birbirinden farklıdır” dedi.

BELİRTİLER ERKEN YAŞTA KENDİNİ GÖSTERİYOR

Atay, “Otizmin ilk belirtileri çoğunlukla yaşamın ilk 2-3 yılında ortaya çıkar. Ortalama tanı yaşı 3.5 ancak ebeveynler çoğunlukla çocuk daha 1 yaşını doldurmadan durumu fark ediyor. Toplumda 3 yaşına kadar beklensin yönünde bir kanı var ancak bu yanlış. ‘Biraz daha bekleyelim’ ‘Doktora gitmek için çok erken değil mi?’ ‘Tanı için erken değil mi?’ söylemleri maalesef sürecin önüne geçiyor. Aileler 18 aylık olana kadarki gözlemleri sayesinde çocuklarının gelişimlerindeki farklılıkları tespit edebiliyorlar. Araştırmalar gösteriyor ki eğitime 18 ayda başlayanlar ile 27 aylıkken başlayan çocukların gelişimi arasında büyük farklar var” diye konuştu.

Dikkat edilmesi gereken başlıca bulgular ise şu şekilde belirtildi:

“İsme tepki vermeme

“Göz teması kurmama

“Konuşmada gecikme veya gerileme

“Akranlara ilgisizlik

“Tekrarlayıcı hareketler

“Rutin değişikliklerine aşırı tepki”

Atay, “Bu belirtiler var ise vakit kaybetmeden değerlendirme yapılması kritik önem taşımaktadır. Otizm yaşam boyu devam eden bir durum olsa da, erken tanı ve yoğun eğitim programları ile çocukların gelişiminde önemli ilerlemeler sağlanabilmektedir” dedi

Atay, şunları ekledi:

“Beynin erken dönemdeki esnek yapısı sayesinde, dil gelişimi destekleniyor, sosyal beceriler artıyor, günlük yaşam becerileri güçleniyor, birçok birey, doğru destekle bağımsız yaşam becerileri kazanabiliyor. Tek bir neden yok, genetik ve çevresel faktörler etkili. Otizmin kesin nedeni henüz bilinmemektedir. Ancak genetik faktörlerin en güçlü etken olduğu kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra gebelik süreci, doğum koşulları ve bazı çevresel etkenler de risk faktörleri arasında yer alabilir. Genetik yatkınlık tek başına belirleyici değildir, uygun eğitim ve çevresel destekle gelişim mümkündür.

Atay, ‘bilimsel yöntemlerle destek şart’ diyerek şunları ekledi:

“Otizmde en etkili yaklaşım, bireye özel planlanan ve multidisipliner şekilde yürütülen eğitim programlarıdır. Bilimsel olarak etkili yöntemler arasında şunlar yer alıyor:

“Davranış temelli yaklaşımlar (ABA)

“Erken yoğun davranışsal müdahale programları

“Denver Modeli

“DIR/Floortime”

AİLELER SÜRECİN MERKEZİNDE YER ALIYOR

Atay, “Otizm tanısı yalnızca çocuğu değil, tüm aileyi etkileyen bir süreçtir. Bu noktada en önemli adım, tanıyı kabul etmek ve erken müdahaleye başlamaktır. Ailelerin sürece aktif katılımının çocukların gelişimini doğrudan etkiliyor. Evde sürdürülen destekleyici çalışmalar ve ebeveyn eğitimi, tedavi sürecinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Otizmli bireylerin sosyal iletişim becerileri uygun yöntemlerle önemli ölçüde artırılabilir. Rol oynama çalışmaları, sosyal hikayeler, grup terapileri, yapılandırılmış oyunlar özellikle erken yaşta uygulandığında etkili sonuçlar vermektedir” dedi.

Atay, “Nisan ayı, dünya genelinde Otizm Farkındalık Ayı olarak kabul edilir. 2 Nisan ise Dünya Otizm Farkındalık Günü’dür. Mavi renk, otizm farkındalığının sembolü olarak kabul edilir. Bu kapsamda birçok yapı mavi ışıkla aydınlatılır, bireyler mavi giyinerek farkındalığa destek verir. Otizm bir hastalık değil, dünyayı farklı algılama biçimidir. Bu nedenle otizmli bireyleri değiştirmeye çalışmak yerine, onları anlamaya ve desteklemeye odaklanmak, hem birey hem toplum için en sağlıklı yaklaşım olarak öne çıkıyor” diye konuştu.

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.